loading

Basın İş Kanunu ve Gazeteci Kavramı

Basın İş Kanununda Gazetecinin Hakları

İş Kanununda gazeteci kavramı, Basın İş Kanunu ile düzenlenmiştir. Türk yasa koyucu, gazeteciyi işçi olarak özel bir konumda değerlendirmiş ve hukuki durumunu İş Kanunu dışında ayrı bir kanunla düzenlemiştir. Kısaca Basın İş Kanunu olarak adlandırılan bu yasanın tam adı, 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun’dur.

Basın İş Kanunu 1952 yılından bu yana yürürlükte olmasına rağmen, üzerinde yeterli akademik ve uygulamaya dönük inceleme yapıldığı söylenemez. Basın iş hukukuna ilişkin kaynaklar son derece sınırlıdır.

Bu alanda 1960’lı yıllarda yazılmış Çetin Özek ve M. Kemal Oğuzman’ın makaleleri dışında, Can Tuncay’ın ders notlarından derlenen “Hukuki Yönden Basında İşçi-İşveren İlişkileri” adlı eser ile Müjdat Şakar’ın yayımlanmamış “Türk İş Hukuku Bakımından Gazetecilerin Çalışma İlişkileri” başlıklı çalışması bulunmaktadır.

Basın İş Kanunu’nun uygulamada ve yargı kararlarında yeterince yaşama geçirildiği de söylenemez. Basın sektöründeki yapılanma, yasanın uygulanmasını ve uyuşmazlıkların yargı önüne taşınmasını büyük ölçüde engellemektedir. Bu durum, Basın İş Kanunu’nun öğretide ve yargı kararlarında yeterince incelenmemesine yol açmıştır.

Öncelikle gazeteci kavramı yeterince açıklığa kavuşturulmamış; gazetecinin kim olduğu ve nasıl belirleneceği hususu hukuken netleştirilememiştir. Basın İş Kanunu’ndaki gazeteci tanımının yetersizliği ve iletişim teknolojilerinde yaşanan hızlı gelişmeler, bu konunun yeniden ele alınmasını zorunlu kılmaktadır.

Basın İş Kanununa Göre Gazeteci Hakları

Basının ilk dönemlerinde gazeteciler için özel bir hukuki rejim öngörülmemiştir. Bu dönemin gazetecileri, yazılarını herhangi bir engelle karşılaşmadan yayımlatmak isteyen bağımsız yazarlardan oluşmaktaydı.

Endüstri devrimiyle birlikte basın büyük bir gelişme göstermiş, basın patronları önemli bir ekonomik ve siyasal güç elde etmiştir. Bu durum, gazetecilerin işverenleri karşısında korunmasız kalmasına yol açmıştır.

Gazetecilik, özel ve toplumsal önemi olan bir meslektir. Uluslararası Çalışma Bürosu 1928 yılında yayımladığı raporda gazetecilerin çalışma yaşamında özel bir konuma sahip olduğunu vurgulamıştır. Rapora göre gazeteciler ne yalnızca bedenen ne de yalnızca fikren çalışanlardır ve bu nedenle kendilerine özgü bir statü tanınmalıdır.

Gazetecilere yönelik özel yasal düzenlemeleri ilk yapan ülkelerden biri Fransa’dır. 1935 yılında kabul edilen Gazetecilerin Profesyonel Statüsü Yasası, Türk Basın İş Kanunu’na da model olmuştur.

Ülkemizde Gazetecilere Yönelik Yasal Düzenlemeler

Türkiye’de gazetecilerin çalışma koşullarını düzenleyen temel yasa 1952 tarihli Basın İş Kanunu’dur. 1961 yılında 212 sayılı Kanun ile önemli değişiklikler yapılmış olsa da, mevcut düzenlemelerin günümüz ihtiyaçlarını tam olarak karşıladığı söylenemez.

Basın, çağdaş demokrasilerin vazgeçilmez unsurlarındandır. Yazılı, işitsel ve görsel kitle iletişim araçları aracılığıyla toplumu bilgilendirir, yorumlar ve kamuoyu oluşturur. Bu nedenle basın, dördüncü güç olarak nitelendirilmektedir.

Basının görevini sağlıklı biçimde yerine getirebilmesi için gazetecilerin hukuki statülerinin güçlü şekilde korunması gereklidir. Sağlıklı bir basın düzeni, işverenlere ve diğer güç odaklarına karşı korunmuş gazetecilerle mümkündür.

Gazetecilik Mesleğini Özel Kılan Unsurlar

Gazetecilik; toplumsal işlevi, zorlu çalışma koşulları, tehlikeleri ve yoğun temposu nedeniyle özel bir meslektir. Bu nedenle yalnızca gerçek anlamda gazetecilik faaliyeti yürüten kişilerin bu korumadan yararlanması gerekir.

Gazetede yazısı yayımlanan herkesin gazeteci sayılması mümkün değildir. Gazeteci statüsü için yapılan işin niteliği ve sürekliliği dikkate alınmalıdır.

Basın İş Kanununda Gazeteci Kavramı

Basın İş Kanunu’nun 1. maddesine göre gazeteci; Türkiye’de yayımlanan gazete ve süreli yayınlar ile haber ve fotoğraf ajanslarında her türlü fikir ve sanat işlerinde ücret karşılığı çalışan kişidir.

Bu tanım, gazetecilik faaliyetinin kapsamını tam olarak belirlemede yetersizdir. Bu nedenle uygulamada gazetecinin kim olduğu, yargı kararları ve öğretide yapılan değerlendirmelerle belirlenmektedir.

Sonuç

Gazetecilik, toplumu bilgilendirme görevini üstlenen, zor ve riskli bir meslektir. Gazetecilerin doğru biçimde tanımlanması ve haklarının korunması, yalnızca gazeteciler için değil, toplumun tamamı için büyük önem taşır.

Basın İş Kanunu’ndaki gazeteci tanımının, gelişen teknoloji ve değişen çalışma biçimleri dikkate alınarak güncellenmesi gerekmektedir.

Diğer Yazılar

AVUKATA SORUN